Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18955 E. 2013/2896 K. 18.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18955
KARAR NO : 2013/2896
KARAR TARİHİ : 18.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ile katılan …’in aynı iş yerinde çalıştıkları, …’in konumunu da bilen sanığın, …e oğlunu işe koyabileceğini söyleyerek kendisinden masraf adı altında 275 TL para ve bir adet cep telefonunu aldığı, ayrıca …vasıtasıyla diğer katılan …’den de 2.550 TL para ve iki tane cep telefonu aldığı olayda;
1-Müşteki …’in şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda koğuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, aynı soruşturmada müşteki olan …’nin bu karara yaptığı itiraz üzerine Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesince koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırıldığı, müşteki …’in ise koğuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmediği, anlatılan nedenlerden dolayı, koğuşturmaya yer olmadığına dair kararın müşteki …yönünden kesinleştiği ve CMK’nun 172/2. maddesi gereğince, koğuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni bir delil çıkmadıkça kamu davası açılamayacağı halde buna riayet edilmeyerek açılan kamu davası üzerine duruşmalara devam edilerek yazılı şekilde uygulama yapılması, ,
2- Müşteki …’nin Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesince 02.10.2007 tarihli talimatla alınan ifadesinde; Devlet Hava Meydanlarında işe sokacağından bahisle diğer katılan …’e önce 1.350 YTL, iki gün sonra 700 YTL, daha sonrada 250 YTL ve bir adet cep telefonu verdiğini, diğer katılanla birlikte sanık …’ın yanına gidip tanıştıklarını, aradan bir hafta geçtikten sonra katılan …’in bu adam yaramaz benim arabamı değiştirecekti değiştirmedi dediğini, kendisinden parayı …’in istediğini, hakkında şikayetçi olacakken, parayı iade etmek için süre istediğinden dolayı şikayetçi olmadığını beyan etmesi 25.12.2007 tarihli Ankara 10. Asliye ceza mahkemesinde ise …birlikte sanık …,ın çalıştığı işyerine gittiklerini kendisinden para ve cep telefonu istediğini isteklerini yerine getirerek 1050 TL nakit para ve iki adet cep telefonu verdiğini ilk konuşmadan sonra üç gün geçtikten sonra 700 TL daha sanığa verdiğini iki gün sonra sanığın kendisini aradığını 250 TL daha istediğini, böylece 2000 TL nakit ve iki cep telefonu vermiş olduğunu beyan etmesi karşısında beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilerek yazılı şekilde karar verilmesi,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 60 gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.