Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18964 E. 2013/6262 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18964
KARAR NO : 2013/6262
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İddianame ile mağdurlar …, …, …, …, …, …, …’e ait araçlar ile mağduru belirlenemeyen ve şasi numarası değiştirilmiş … plakalı, … plakalı otomobillerin çalınması eylemleri ile ilgili olarak 9 kez cezalandırılması nedeni ile hakkında hırsızılık suçundan kamu davası açılan sanık … yönünden zamanaşımı süresince ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1-Katılan … vekilinin temyiz istemine ilişkin yapılan incelemede;
Süre tutum dilekçesinde adı belirtilen Kasım Keleş hakkında açılan bir kamu davasının bulunmaması, katılanın değişen suç vasfı nedeni ile ”suç eşyasınının satın alınması veya kabul edilmesi” suçunun mağduru olmaması, dolandırıcılık suçunun mağduru olması, diğer mağdurlara yönelik eylemler nedeniyle de suçtan doğrudan zarar gören olmaması nedeniyle bu yöndeki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … hakkında Dolandırıcılık; … hakkında “Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi”, … ve … hakkında “Dolandırıcılık” ve “Suç Eşyasının Satın Alınması Veya Kabul Edilmesi“ suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda,
Sanık …’ın … plakalı ve … plakalı olarak change edildiği anlaşılan aracı …’ya 2007 yılı şubat ayında noter satış sözleşmesi ile resmi satışını gerçekleştirdiği; … gerçek plakalı olduğu anlaşılan… plakalı aracı …’a 11.12.2006 tarihinde noter satışını gerçekleştiği, araçların tescilinin trafik tescil bürosunca gerçekleştirildiği, mağdur sayısınca “dolandırıcılık” suçunun oluştuğu;
Sanık …’in … gerçek plakalı olup, …’e ait… plakalı olarak change edildiği anlaşılan araç ile … gerçek plakalı olup, … plakalı olarak change edildiği anlaşılan … adına kayıtlı aracı change öncesinde belirtilen gerçek plakaları ile park halinde bulundukları yerlerden hırsızlık yolu ile alındığının anlaşılmasına ve sanığın hasarlı 2 nci el araçlar ile ilgilendiğine ilişkin savunması karşısında araçların change durumu da gözetilerek hırsızlık malı olduğunun bilinmesinin gerektiği yönünde hayatın olağan ve doğal akışına uygun sonuç karşısında “zincirleme şekilde suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçunun oluştuğu;
… change plakalı olup, evveliyatı bilinmeyen aracı 03.11.2006 tarihinde noter satış sözleşmesi ile katılan …’a sattığı, aracın noter tarafından satışı ve mevcut haliyle trafik tescil bürosu tarafından katılan … adına tescil edildiği olayda “dolandırıcılık” suçunun oluştuğu;
Sanık …’ün evinin bahçesinde bulunan … ve … change plakalı araçlar ile … plakalı aracın, mevcut konumları ile change öncesinde hırsızlık yolu ile elde edilmesi nedeniyle vaki araçlar yönünden sanığın eyleminin hırsızlık yada dolandırıcılık suçunu oluşturmayıp araçların satın alındığına ilişkin aksi kanıtlanamayan ve bu nedenle itibar olunan savunma kapsamında eylemin “zincirleme şekilde suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçunu oluşturduğu;
Sanık …’ün… gerçek plakalı ve … change plakalı … adına change öncesi tescil kaydı bulunan aracı …’e verilen noter satış yetkisi ile …’e sattığı, aracın noter satışı sonrası … adına tescilinin yapıldığı, …gerçek plakalı olup, …change plakalı olarak 2006 yılı Şubat ayında sanığın satış yetkisi verdiği … isimli kişi tarafından aracın …’e noter satışı ile teslim edildiği, aracın … adına changeli şekilde tescilinin yapıldığı, … gerçek plakalı olup,… plakalı olarak change edildiği anlaşılan … adına change öncesi kayıtlı aracın 10.07.2006 tarihinde noter sözleşmesi ile …’e satıldığı, aracın … adına satış sonrası tescilinin yapıldığı ve bu işlemlerinde trafik tescil bürosu vasıta kılınmak suretiyle gerçekleştirildiği, mağdur sayısınca “dolandırıcılık” suçunun oluştuğu;

KARAR

… gerçek plakalı olup change hali bulunmayan araç ile …gerçek plakalı olup, … change plakalı ve yine … gerçek plakalı, … change plakalı araçların 2007 yılında sanığın oturmakta olduğu evin bahçesinde ele geçirildiği, araçların satın alındığına ilişkin savunmanın aksinin kanıtlanamaması nedeniyle “zincirleme şekilde suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsilik görülmemiştir.
Dolandırıcılık suçunda; noterliğin yasanın belirlediği anlamda kamu kurumu olmamasına karşın olayda sahte trafik tescil belgelerinin kullanılması nedeniyle kamu kurumu olan trafik tescil bürosunun aracı kılındığı anlaşılmakla bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … müdafii, … müdafii, … müdafii, … ve katılan … Vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanıklar …, …, … hakkında “Suç Eşyasının Satın Alınması Veya Kabul Edilmesi” suçundan kurulan adli para cezalarına ilişkin hüküm fıkralarından sırasıyla “100 gün”, “100 gün” ve “2.000 YTL” ibarelerinin çıkarılarak yerine “5 gün” ve “6 gün” ve “120 TL“ ibarelerinin; sanıklar …, …, … hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan adli para cezalarına ilişkin hüküm fıkralarından sırasıyla “100 gün” ve “2.000 YTL” ibarelerinin çıkarılarak yerine “5 gün” ve “100 TL“ ibarelerinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Katılan …’nin 16/03/2007 tarihli beyanında suça konu aracı sanıktan 2003 yılı Aralık ayında haricen satın aldığını belirtmesi karşısında; 2003 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde
öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında katılan …’ye yönelik eylemi nedeni ile açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 04/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.