YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18977
KARAR NO : 2013/3024
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanık …’ın …isimli bayan ile birlikte yaşadığı, 24.01.2007 tarihinde…’ın kızı olan …’ı hasta olması nedeni ile Kayseri Eğitim ve Araştırma hastanesine götürdüğü, herhangi bir sağlık güvencesinin olmamasından dolayı …’ı kızı … olarak tanıtıp, ona ait sağlık karnesi ile tedavi ve çocuk cerrahi kliniğinde ameliyat ettirdiği, ayrıca sanığın aynı şekilde kendisi ile aynı köyde oturan ve sigortalı olan müştekiler …’ın sağlık karnelerini kullanarak 14.09.2006 ve 17.12.2006 tarihlerinde aynı hastanenin acilinde tedavi gördüğü iddiasıyla açılan davada, sanığın 14/09/2006 tarihinde elinini kırılması nedeniyle Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurarak herhangi bir belge ibraz etmeden …ın kimlik bilgilerine göre tedavi olması ve yine 17/12/2006 tarihinde birlikte yaşadığı…’ı da yine herhangi bir belge ibraz etmeden…ın kimlik bilgilerine göre Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi ettirmesi eylemlerinin yalan beyan suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
5237 Sayılı TCK’nun 168.maddesinin 43.maddesinden önce uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.