Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18995 E. 2013/3092 K. 20.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18995
KARAR NO : 2013/3092
KARAR TARİHİ : 20.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanık ve katılanın Eskişehir 1.Aile Mahkemesinin 2003/44-627 Esas Karar sayılı ilamı ile boşandıkları,katılanın Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu ziynet eşyası alacağı davası sonucunda mahkemece 2005/51-219 Esas ve Karar ile sanığın,katılanın ziynet altınlarını veya mümkün olmadığı takdirde altınların değeri olan 5.297 TL parayı katılana vermesine karar verdiği, bunun üzerine sanığın, katılanı arayarak yalnız gelmesi halinde söz konusu altınları alacağını söyleyerek buluşma teklifinde bulunduğu,katılanın da kabul etmesi üzerine suç tarihinde birlikte kuyumcuya gittikleri,sanığın, kuyumcuya 5.297 TL’lik altın alacağını söylerek altınları hazırlamasını söylediği, altınlar hazırlandığı sırada sanığın isteği üzerine ziynet eşyalarının teslim alındığına dair protokolü, katılanın altınların hazırlanıp kendisine verileceği düşüncesiyle imzaladığı,akabinde sanığın, kuyumcuya ödemeyi kredi kartı ile yapacağını belirterek “bu karttan 1.500 TL çek,kalan miktarı diğer karttan çektireceğim” demesi üzerine kredi kartından bu miktarın çekildiği ,geriye kalan miktar için ise sanığın bankadan para çekip geleceğini söyleyerek oradan ayrıldığı ancak daha sonra gelip geri kalan miktardaki altını almadığı, şeklinde belirlenen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 168.maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması olanağı bulunan dolardırıcılık suçundan tayin olunan hapis cezasının, 5237 sayılı TCK’nun 51/2 maddesi uyarınca katılanın zararını karşılaması koşulu ile ertelenemeyeceğinin gözetilmemesi,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,20.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.