Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19115 E. 2013/3319 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19115
KARAR NO : 2013/3319
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nın vefat eden babasının emekli maaşını alabilmek amacıyla anlaşmalı olarak boşanan sanıkların birlikte yaşadıkları halde, suça konu aylığı almak suretiyle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işledikleri,sanık …’ın annesi olan katılan … …,’nın aldığı aylık miktarının düşmesi nedeniyle sanıkları uyarması üzerine sanık …’ın “Sen bu güne kadar maaşı aldın, biraz da kızın alsın, eğer bizi şikayet edersen, mahalleye gelip, rezillik çıkartırım, Kızını, torununu dövüp sokağa atarım” diyerek katılanı tehdit ettiği iddia edilmiş ise de; hukuken geçerli bir kararla boşandıktan sonra eşlerin bir arada yaşamasının, boşanmanın maaş almak kastıyla yapıldığının ve hileli davranışın kanıtı olamayacağı, 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinde bu durumu tespit edilen kimselerin gelir ve aylığının kesileceği ve ödenmiş tutarların geri alınacağının belirtildiği,eylemin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, bu nedenle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanık …’ın katılanı tehdit ettiğine dair, soyut iddia dışında mahkumiyetine yeter delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA 25.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.