YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19630
KARAR NO : 2013/3886
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, suç eşyasının satın alınması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, … … isimli işyerini işleterek telefon alım ve satım işiyle uğraştığı, katılan …’ın olay tarihinden önce sanıktan yeni ve garantili bir telefon satın aldığı, bir süre kullandıktan sonra telefonun klonlu olduğu ve kullanıma kapatılacağına dair mesaj geldiği, katılanın, garanti belgesinde yer alan … numarası ile telefonun … numarasının farklı olduğunu tespit ettikten sonra durumu sanığa bildirdiği, sanığın, sattığı telefonun, kendisine gösterilen telefon olmadığını belirterek suçlamaları kabul etmediği, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği, aynı sanığın, katılan …’a da ikinci el bir cep telefonu sattığı, katılan telefonu bir süre kullandıktan sonra kendisine, telefonun çalıntı olduğuna dair bir mesaj geldiği, sanığın, telefonu, kendisi gibi telefon alım satım işiyle uğraşan … … satın alarak katılana sattığını belirttiği, tanığın bu iddiayı doğrulamadığı, böylece sanığın İstanbul’da çalıntı olduğu belirtilen telefonu satarak suç eşyasının satma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suçun işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
b-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Suç eşyasını satın alma suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-İddianame anlatımına göre, sanığın, çalıntı olduğunu bildiği eşyayı katılana sattığı ve haksız menfaat temin ettiği gerekçesiyle kamu davası açıldığı, TCK’nın 165.maddesinde suç eşyasını satmak değil, satın almak ve kabul etmek eylemlerinin suç olarak düzenlendiği, müşteki olarak, katılan …’ın gösterildiği davada dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek suç eşyasını satın alma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Kabule göre de; hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
c-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.