Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/19650 E. 2013/3633 K. 27.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19650
KARAR NO : 2013/3633
KARAR TARİHİ : 27.02.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in sahibi, diğer sanığın kalfası olduğu… Eczanesi’nin kullandığı araçta ihbar üzerine yapılan aramada çok sayıda kişiye ait sağlık karnesinin bulunduğu, sanıkların Emekli Sandığı Müdürlüğü’ne bağlı emeklilerin sağlık karnelerine hasta olmadıkları halde usulsüz ilaç yazdırdıkları, hak sahiplerinin bu durumdan habersiz oldukları, yazdırılan ilaçların ise hak sahiplerine teslim edilmeksizin Emekli Sandığına fatura edilerek 2.935,05 TL haksız menfaat elde ettikleri iddiası ile açılan davada; tanık …’nın idari soruşturma sırasında verdiği beyanında; ilaçları kendisinin yazdırmadığını beyan edip savcılık ve mahkeme huzurunda ilaçları kendisinin yazdırdığını beyan etmesi karşısında beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, soruşturma aşamasında dinlenen tanıklar …dinlenilmemesi, beyanlarına göre bu tanıklar ile ilgili düzenlenen reçeteler ve diğer tanıklar…’ın reçetelerdeki imzaların kendilerine ait olmadığını ve bu ilaçlarını almadıklarını beyan etmeleri karşısında; gerçeğin kuşkuya yer verilmeden ortaya çıkarılması bakımından reçetelerdeki imzaların tanıklara ait olup olmadığının tespiti için uzman bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesi yapılması, suçu konu reçetelerdeki ismi veya kaşesi bulanan doktorlar hakkında, ayrıca yine bu reçetelerle ilgili resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davalar olup olmadığı, mevcut ise sonuçlanıp sonuçlanmadığı araştırılarak, sonuçlanmamış ise davaya ilişkin dosyaların birleştirilmesi, sonuçlanmış ise ilgili dosyaların getirtilip bu dosya içerisine konulması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.02.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.