YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19672
KARAR NO : 2013/3881
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın, bir emlakçıda çalışan kayınbabasına arsasını satmak istediğini söylediği, arsanın emlakçı aracılığıyla ilana çıkarıldığı, daha kolay satılması için başka emlakçılara da ilan verildiği, … … isimli işyerinde çalışan sanığın, ilanı gördükten sonra arsayı satabileceğini söyleyerek müşteri bulduğunu belirttiği, tanık … aracılığıyla, katılandan vekaletname alındığı, 45.000 TL’ye arsanın satışı için katılan ve sanık arasında protokol yapıldığı ve 500.00 TL paranın kaparo olarak verildiği, satış günü tanık … ve sanığın tapu müdürlüğüne gittikleri, işlemleri başlattıkları, öğleden sonra işlemlerin devam etmesi için ordan ayrıldıkları, öğleden sonra daireye geldiklerinde tapudaki devrin gerçekleştirildiği, o sırada sanığın bir anda ortadan kaybolduğu, arsayı satın alan … isimli kişinin, arsa satış bedeli olan 26.500 TL ‘yi daha önce sanığa verdiğini belirttiği, böylece sanığın, taşınmaz bedelini alıcıdan almasına rağmen katılana vermeyerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sabıkası bulunmayan sanık hakkında 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK’ nın 231. maddesi uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
2-5237 sayılı TCK’ nın 51/2 maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı yasanın 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanunun 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacınında bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, sanık aleyhine, mağdurun uğradığı zararın giderilmesi tedbiri şartına tabi tutulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.