Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20175 E. 2013/4378 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20175
KARAR NO : 2013/4378
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık …’ın, suç tarihinde … Ltd Şti.nde çalıştığı sırada, satışı yapılan araçlara ilişkin özel tüketim vergilerinin hesaplanıp, yatırması için vergi bedellerinin sanığa teslim edildiği, 09.05.2005 ve 12.07.2005 tarihleri arasında araç satın alan toplam 10 kişiye ait farklı tarihlerdeki fatura bedellerini beyannamede düşük göstermek suretiyle aradaki farkı mal edindiği, eylemlerine devam eden sanığın 22.07.2005 tarihinde aynı suç işleme kastıyla … adına düzenlenen faturalara göre gerekli vergileri yatırdıktan sonra iptal ederek alınan ilk belgeleri dosyalarına ibraz etmek suretiyle yaptığı eylemi gizlemeye çalıştığı, katılan tarafından yapılan araştırma sonucunda araçlara ait vergilerin yatırılmadığının öğrenilmesi üzerine, şirket tarafından söz konusu bedellerin gecikme zammı ile birlikte vergi dairesine yatırıldığı, 03.01.2006 tarihi bilirkişi raporuna göre, 10 adet beyannamenin eksik doldurulması neticesinde 6397,75 TL.nin sanık tarafından yatırılmadığının tespit edildiği, ayrıca 22.07.2005 tarihinde satışa konu araçların yatılması gereken bedellerinin 22.915,32 TL. olduğunun anlaşılması sonucunda neticeden toplam 29.313,07 TL. uhdesine geçirdiği anlaşıldığından, eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan adli para cezalarına ilişkin bölümlerinin çıkarılarak yerine, “sanığın 5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nın 43/1. maddesi gereğince cezası 2/4 oranında artırılarak 7 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK.nın 62. maddesi gereğince cezasının 1/6 oranında indirilmesi sonucunda 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL ‘den çevrilmek üzere, sonuç olarak 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.