Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20185 E. 2013/4442 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20185
KARAR NO : 2013/4442
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık, Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklardan …’nın elektrik işinden anlayan diğer sanık … ve evrakı tefrik edilen diğer arkadaşlarının bir araya gelip dolandırıcılık yapmaya karar verdikleri, mağdur …’ın evine gelerek, kendilerini … Şirketi’nin bağlı ortaklarından bulunan … …’nin (…) elemanı olarak tanıttıkları, elektrik sayacında kaçak bulunduğu, elektrik hırsızlığından işlem yapılacağını, kendilerine ceza kesileceğini, 150.00 TL para verilmesi halinde olayı kapatacaklarını söyledikleri, mağdurun da, kaçak elektrik kullanmadığını bildiği halde binada kiracıların böyle bir şeyi yapmış olabileceğini düşünerek parayı sanıklara verdiği, sanıkların daha sonra müşteki …’in evine gelerek, aynı şeyleri söyledikleri, müştekinin resmi bir belge olup olmadığını sorduğu, sanıkların böyle bir belgenin olmadığını söylemeleri üzerine müştekinin durumdan şüphelendiği, parayı daha sonra gelip almalarını söylediği, bu arada abisine haber verdiği, sanık …’ın paraya almaya gelmesi üzerine, müştekinin abisinin kimlik sorduğu, sanığın kimlik gösterememesi üzerine müştekinin abisinin sanığı evin içine çekerek polise haber verdiği, polisin sanık …’ı yakaladığı, böylece sanıkların iştirak halinde kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını işledikleri, sanık …’ın göstermesiyle sanık … ve arkadaşlarının peşine düşüldüğü, sanık …’ın araç içerisinde polislere doğru kuru sıkı tabancayla ateş ettiği, böylece sanık …’ın da silahla görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar hakkında kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık ve kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… …’nin (…) bir kamu kurumu olmadığı, ayrıca sanıkların herhangi bir kamu kurumuna ait belge, kimlik vs. göstermeden, kendilerini … görevlisi olarak tanıtarak haksız menfaat temin ettikleri eylemde, kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemin TCK’nın 157.maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
2-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı … ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,… ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. …, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. … veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada … ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, Olayın gelişimi sırasında sanığın, … ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı … ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2.maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 saylı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrilere özgü infaz rehiminin uygulanmasına karar verilmemesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık …’ın, silahla ateş etmediğini, görevlilere direnmediğini belirttiği dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, olay tutanağında adı geçen ve suçun mağduru konumunda olan kamu görevlilerinin mağdur veya müşteki sıfatıyla ve varsa olaya tanıklık eden diğer görevli veya kişilerin de bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerinin alınması, kamu görevlilerinin görevlerini yapmalarını engellemek amacıyla, ne şekilde … veya tehdit kullanıldığı hususlarının sorulması, direnmenin birden fazla kişi tarafından veya zincirleme olarak gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, mağdur polislere ait görev belgelerinin dosyaya konulması, bütün delillerin toplanmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.