Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20192 E. 2013/4399 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20192
KARAR NO : 2013/4399
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ün, bir işyeri devralmaya karar veren ve gerekli parayı tamamlaması için 7000 TL.ye ihtiyacı olduğunu bildiği mağdura, “elindeki 7000 TL’yi bana ver, … adına bankada hesap açalım, kendi hesabımdan bu hesaba 14000 TL aktarayım, bu şekilde sen bana borçlanmış olursun” dediği, bu konuşmalar sırasında tanık … ile birlikte Garanti Bankası Bartın şubesine giderek burada banka müdürü olarak tanıttığı tanık …’ndan kredi koşullarını sorup, geri ödeme planı aldıktan sonra oturdukları yere dönüp bunları mağdura göstererek yapılan işleme güven duyulmasını sağlayıp mağdurdan 7.000 TL’yi aldığı ve yine tanıkla birlikte bankaya giderek tanık … adına hesap açılması işlemlerini yaptırdığı ve ertesi gün bu hesaba taahhüt ettiği 14000 TL’yi aktaracağını tanığa söylemesine rağmen, bu hesaba mağdura verilmek üzere herhangi bir para aktarımında bulunmadığı anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mağdurun mahkemeye sunduğu 2007 havale tarihli dilekçelerinde, hiçbir alacağının kalmadığının belirtilmiş olması karşısında TCK’nın 168.maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanabilirlik koşullarının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.