Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20240 E. 2013/4271 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20240
KARAR NO : 2013/4271
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumunu Araç Olarak Kullanmak Suretiyle Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık … ile katılan … arasında 28.09.2005 tarihinde katılana ait … plaka sayılı … araç ile sanığa ait olan … plakalı şahin marka araçları takas ettikleri ve bu takas sonucunda sanığın şahin marka aracın üzerine vermesi gereken 5.000,00 TL’den 2.000,00 TL’sini peşin olarak katılana verdiği, geri kalan 3.000,00 TL’nin ise 2006 yılının ocak ayında sanık tarafından katılana verilmesi üzerine anlaştıkları, buna ilişkin olarak da her iki tarafın imzasını da taşıyan adi anlaşma senedi düzenledikleri, ancak aralarında noter sözleşmesi yapılmaması nedeniyle araçların tescil kaydının yapılmadığı, sanığın sözleşmenin yapılmasından sonra gerek piyasada yapmış olduğu araştırmalar, gerekse de ayağına platin takılması nedenleriyle katılandan almış olduğu aracı kullanamayacağını düşünmesinden dolayı tanık … ile birlikte katılanın evine giderek vermiş olduğu 2.000,00 TL’yi dahi almak istemediğini söyleyerek sözleşmeden caymak istediği, yine sözleşmeden dönmek yönündeki iradesini tanıklar … ve … aracılığıyla katılana bildirdiği, ancak katılanın sözleşmenin gönül rızasıyla yapıldığından bahisle sözleşmeden dönme isteğini kabul etmediği, katılanın ayrıca alacağın tahsili amacıyla sanık aleyhine Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 2006/84 Esas numarasıyla görülen alacak davası açtığı ancak davanın reddedilerek kesinleştiği, bunun üzerine sanığın takas sözleşmesinden daha önce yapılmış olan 20.01.2005 tarihinde bir hukuki ilişki neticesinde vermiş olduğu 7.500,00 TL.lik bono bedelini ödememesi nedeniyle hakkında üçüncü kişi olan tanık … vekili Avukat … … tarafından 04.01.2006 tarihinde haciz işlemlerinin başlatıldığı, bu işlemler nedeniyle sanığın mal beyanında bulunması gerektiğinden ve sanığın katılanla yapmış olduğu sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle şahin marka aracın hala kendi üzerinde görünmesi nedeniyle şahin marka aracı da mal beyanına dahil ettiği, takip nedeniyle aracın haczedildiği ve yediemin olarak sanığa teslim edildiği olayda; sanık …’in Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/84 esas sayılı dosyasında vekilinin Av…. … olması; …’in alacaklı göründüğü senedi icraya …’in vekili sıfatıyla Av…. …’ın vermesi; senedin icraya verildiği tarih olan 04/01/2006 tarihinin, sanık ve katılan arasındaki sorunun yaşandığı döneme denk gelmesi; maddi durumu iyi olmadığı için katılana 28/09/2005 tarihli sözleşmede yazılı 3.000,00 TL veremeyen sanığın, icraya konmuş 9.700,00 TL’lik borca itiraz etmeyip icra takibini kesinleştirmesi; …’in tüm aşamalarda kimseden alacaklı olmadığına, sanık …’i tanımadığına ve aralarında alacak verecek ilişkisi olmadığına yönelik beyanları, sanığın Av…. …’ın izniyle yediemin sıfatıyla kendisine teslim edilen 42 ZC 023 plakalı aracı halen teslim etmeyerek iyiniyetli olmadığını göstermesi karşısında, sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.