YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20258
KARAR NO : 2013/4988
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Kronik böbrek yetmezliği hastalığı nedeniyle ikamet ettiği köyden Giresun il merkezinde bulunan devlet hastanesine haftanın üç günü diyaliz için gelen sanık …’ın, kolluk araştırma tutanağı ve tanık beyanları uyarınca köyden il merkezine köy dolmuşu ile gelmesine rağmen, kimi zaman sanık …’ın işlettiği ticari taksi ile kimi zaman ise sanıklar … ve sanık …’nun işlettikleri minibüsler ile gelmiş gibi fatura düzenletip katılan …’ya ibraz ederek haksız yol ücreti aldığı kabulü ile sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; kolluk araştırmasının köy muhtarına sorularak düzenlendiği, beyanlarına başvurulan tanıklar … ve …’ın, sanık …’ın diğer sanık …’in aracı ile il merkezine gittiğini bildiklerini, diğer sanıkların araçları ile gidip gitmediğini bilmediklerini söyledikleri ancak, haftanın üç günü il merkezine diyaliz için gidip gelen sanık …’ın köyden her ayrılışının tanıklarca ve muhtar tarafından takip edilmesinin mümkün bulunmadığı, kaldı ki beyanlarının olayı açığa çıkartıp, tam olarak aydınlatmaya yeterli bulunmadığı, minibüs şoförü sanıkların hem okul servisi yapıp hem de aynı saatte sanık …’ı diyaliz için hastaneye götürmelerinin mümkün olmadığı kabul edilmişse de sanık beyanlarından anlaşıldığı üzere sanık servis şoförlerinin okula öğrencileri bıraktıktan sonra sanık …’ı diyalize götürdüklerini söyledikleri, dolayısıyla sanık …’ın diğer sanıkların ticari taksisi ve minibüslerini kiralayarak ulaşımını sağladığının aksini ortaya koyacak delil bulunmadığı, ceza hukukunun temel amacının maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeksizin açığa çıkarılmasını sağlamak olduğu, yan kanıtlarla doğrulanmayan, oluşa ve maddi gerçeğe uygun düşmeyen, bilimsel kanıtlarla doğrulanmayan varsayıma dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması ceza hukukunun “maddi gerçekliğe ulaşma” ilkesine aykırılık teşkil edeceği cihetle, sanıkların cezalandırılmalarına yetecek kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, müsnet suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK.nun 325.maddesi uyarınca bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanıklar … ve …’e de sirayetine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.