Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20272 E. 2012/39888 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20272
KARAR NO : 2012/39888
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka aracı kılınarak dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, … adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ve sahte olduğu tespit edilen nüfus cüzdanı ile, Garanti bankasına gelip …’a ait hesaptan 5.000 TL para çektiği, sanığın bu şekilde banka aracı kılınarak dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın sabıkalı olduğu belirtilerek cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi karşısında, bu hususun olumsuz bir kanaat oluşturmasıyla takdir hakkının kullanıldığı dikkate alınarak tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Mahkemenin resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Dolandırıcılık suçuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık üzerine yüklenen suçun, sadece 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen bankanın aracı kılınması suretiyle mağdur … …’a yönelik dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde aynı yasanın 157.maddesi kapsamında Dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, gerekçeli kararda eylemin banka aracı kılınarak dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirtilmesine rağmen hükümde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle çelişki oluşturulması ve suçun, nüfus idaresinin maddi varlığı olan sahte nüfus cüzdanının kullanılarak işlenmiş olması nedeniyle aynı kanunun 158/1-d maddesindeki “kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde adli para cezasına mahkumiyetten sonra hüküm kurulması, Adli para cezalarının 5083 Sayılı kanun’un 1. Maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. Maddesi uyarınca Türk Lirası(TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 62, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 25 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 500.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62. maddesi gereğince cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 4 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına yazılması, TCK’nın 53. maddesinin para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünden çıkartılması ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/06/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.