Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20274 E. 2013/4632 K. 13.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20274
KARAR NO : 2013/4632
KARAR TARİHİ : 13.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın vekilliğini üstlenen sanığın,Ankara 1.Tüketici Mahkemesi’nin 28.12.2004 tarih ve 2004/927/942 sayılı kararına dayanarak … aleyhine Ankara 12.İcra Müdürlüğü’nün 2005/1327 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başladığı, borçlu şirketin 07.09.2005 tarihinde banka havalesiyle adına 40.065 TL para gönderdiği halde 26.000 TL ödeme yapıldığını söyleyip bu paranın 3.000 TL’ sını vekalet ücreti olarak düştükten sonra katılana 23.000 TL para verdiği kalan miktarı uhdesinde tuttuğu, borçlu şirket tarafından fazladan ödendiği anlaşılan 9.625,09 TL’nin iade edilmesi için katılana muhtıra çıkarılmasına sebebiyet verdiği,ayrıca katılanın bilgisi ve talimatı olmadığı halde borçlu şirket aleyhine Ankara 12.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 10.000 TL lık manevi tazminat davası açtığı, böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada,bilirkişi raporuna göre katılanın toplam alacağının 25.892,02 TL olduğu borçlu
şirketin sanığın banka hesabına gönderdiği 40.065 TL sından iade edilen 9.625,09 TL, müdahile verilen 23.000TL ve vekalet ücreti olarak alınan 3.000 TL düşüldükten sonra sanıkta 4.139 TL daha para kaldığı ancak katılanın yasal alacağının 25.892,02 TL olduğu gözetildiğinde sanığın uhdesinde kalan miktarın katılana değil borçlu şirkete ait olduğu ayrıca katılanın talimatı olmadan onun adına manevi tazminat davası açmakta herhangi bir menfaati bulunmadığı bu yönde sanık savunmasının aksinin kanıtlanamadığı belirtilerek sanığın yüklenen suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.