YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20326
KARAR NO : 2013/4672
KARAR TARİHİ : 13.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık … …’ın müşteki …’ın evini telefonla arayıp “Milli Eğitim’den arıyorum, size yardımcı olacağız, senin …, … ve … adlı çocukların var mı?, müsaitseniz bu akşam size misafir olmak istiyoruz” diyerek diğer sanıkla birlikte müştekinin evine geldikleri, Milli Eğitim’den geldiklerini tekrarlayıp, çocuklarına yardımcı olacaklarını söyledikleri, sanık …’ın imzalaması gerektiğini söyleyip Eğitimsel Yayın Grubuna ait kitap satışına ilişkin bir sözleşmeyi sözleşme olduğunu bilmeden müştekiye imzalattığı, diğer sanığın evden dışarıya çıkıp getirdiği kutudan CD’leri çıkarıp ödeme planını müştekiye vererek “ayda 30 TL ödeyeceksiniz, herkesten ayda 60 TL alıyoruz, sizden 30 TL alacağız” dediği, daha sonra evden sözleşmeden nüsha vermeden ayrıldıkları, yine aynı sanıkların hakkında ayrı soruşturma yürütülen … … ile diğer müşteki …’in evine gelerek “Milli Eğitim Bakanlığı’ndan geliyoruz, sizin çocuğunuzu devlet bedava okutacak, ancak bu kitapları okuması gerekiyor” dedikleri, müştekinin kitapları almaya durumunun müsait olmadığını söylemesi üzerine “biz size yardım edeceğiz, çocuğunuzu okutacağız, 15 gün sonra özel öğretmenler gelecek, ders verecekler” diyerek sanık … …’ın bir kağıt uzatarak imzalaması gerektiğini söyleyip satış sözleşmesini müştekiye imzalattığı, sözleşmeden suret vermeden evden ayrıldıkları, müştekilerin şikayeti üzerine para teslimi olmadan yakalandıkları olayda, eylemlerinin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,ancak,
1-Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 gün ve 2007/20-108, 2007/152 sayılı kararın açıkladığı üzere, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal ve dosya içeriği ile örtüşmesi gerekmektedir.
Hükmolunan hapis cezası alt sınırdan tayin olunmasına rağmen, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2-Sanık …’nun adli sicil kaydındaki mahkumiyetlerinin 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan olması ve 5941 sayılı Kanunun 03.02.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanun ile değişik 5.maddesinde öngörülen yaptırımın, idari yaptırıma dönüşmesi, bu sabıkalarından başka kaydının bulunmadığı dikkate alınarak,sanığın işlemiş olduğu dolandırıcılık eylemlerinden dolayı “yasal şartları oluşmadığı ” biçimindeki, yine sabıkasız olan diğer sanık … …’ın işlemiş olduğu dolandırıcılık eylemlerinden dolayı “sanık hakkında erteleme kararı verilmiş olması” şeklindeki yetersiz gerekçe ile CMK.nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına kararı verilmesi,
3-Sanık …’nun adli sicil kaydında ki mahkumiyetlerinin 3167 sayılı Kanuna aykırılık suçundan olması ve 5941 sayılı Kanunun 03.02.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanun ile değişik 5.maddesinde öngörülen yaptırımın, idari yaptırıma dönüşmesi nedeniyle, sanık hakkında TCK 58.maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulama olanağının ortadan kalkmış bulunması zorunluluğu,
4-Gerekçeli karar başlığında sanık …’nun soyadının … olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/03/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.