YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20360
KARAR NO : 2013/4812
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan açılan kamu davası sonunda verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Sanık hakkında verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmiş olması karşısında tebliğnamedeki TCK’nun 53. maddesi ile ilgili düzelterek onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; 18.09.2005 ile 08.10.2006 tarihleri arasında site denetim kurulu yöneticiliği yapan sanığın, aidat olarak topladığı siteye ait paradan 12.009,45-TL.yi hesaplara yatırmayarak üzerinde tutması şeklinde gerçekleşen olayda “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın yöneticilik yaptığı site genel kurulunca onaylanan ve kendisinin de kabul ettiği zarar miktarını katılan site hesabına yatırması karşısında, TCK’nun 168.maddesinin uygulama koşullarının oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.