YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20391
KARAR NO : 2013/4347
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, katılan …’in işyerine giderek telefon değiştirme ve tamir işleri ile uğraştığını ve program yüklediğini söyleyip 600 TL’lik telefonunu teslime ikna ettiği ve bir daha iade etmediği, ayrıca katılan …’un oğluna ait avukatlık bürosuna giderek katılan …’le senet işi olduğunu belirterek katılan …’e kendisini … olarak tanıtıp telefon işleriyle uğraştığını belirttiği, sohbet sırasında telefon ihtiyacı olduğunu söyleyen katılandan bir telefon ile 250 TL para alarak yeni bir telefon vereceğini vaad ettiği ancak vaadini yerine getirmediği, aynı sırada yanlarında olan katılan …’un da çift kartlı bir telefona ihtiyacı olduğunu belirtmesi üzerine bu telefonu 250 TL karşılığında verebileceğini söylediği, 100 TL parayı peşin olarak aldığı ve ertesi gün tekrar yanına giderek ithalatçı firmadan telefon beklediğini belirterek 150 TL parasını daha aldığı şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümlerde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1 ve 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 50 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadeleri yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den olmak üzere sonuç olarak 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, yazılmak suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.