Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20461 E. 2013/5278 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20461
KARAR NO : 2013/5278
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, kendisini üst düzey emekli bürokrat ve Ulaştırma Bakanlığı Müşteşarı …’in yakın arkadaşı olarak tanıtıp güven telkin ettikten sonra PTT Bank A.Ş’ye eleman alınacağını, Bakanlık kontenjanından işe yerleştirebileceği söyleyerek ikna ettiği her bir katılandan, vakıf bağışı adı altında ayrı ayrı 370.00 TL almak suretiyle haksız menfaat temin ettiği iddia edilmiş ise de;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Tüm dosya kapsamı itibariyle, sanığın katılanları …’nın kocası tanık … marifetiyle tanıdığını belirtmesi karşısında; katılanlar ve onlar adına hareket edenlerin yeniden dinlenerek, sanığın katılanlarla aynı anda birlikte görüşüp görüşmediği, katılanlarla toplu halde görüşme halinde iken mi işe alma vaadinde bulunduğu yoksa herbir katılanlar ya da yakınları ile ayrı ayrı görüşme yaptığı esnadamı mı katılanları aldattığı denetime izin verecek şekilde ayrıntılı olarak belirlenip, aynı anda görüşmüşler ise, eylemin teselsül eden tek bir dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, ayrı ayrı görüşmesi halinde her bir katılana karşı dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Kabule göre de;
Hapis cezsı alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; 21.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.