Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20782 E. 2013/4975 K. 19.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20782
KARAR NO : 2013/4975
KARAR TARİHİ : 19.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, taksicilik yapan müştekinin taksisine müşteri gibi yanında bir bayan ve çocukla bindiği, taksiden inerken, daha sonra lazım olur diyerek müştekinin telefon numarasını aldığı, daha sonra tekrar taksiye binmek için tekrar müştekiyi çağırdığı, sanığın, kendisinin … Adliyesi’nde Cumhuriyet savcısı olduğunu, adliyede şoför kadrosunda bir boşalma olacağını, kendisini işe alabileceğini söyleyerek taksiden indiği, bir süre sonra yine müştekiyi telefonla arayarak, işin halledildiğini, nüfus cüzdanı, diploma gibi belgeleri fakslamasını istedikten sonra, masraflar için 450.00 TL paranın hesabına gönderilmesini istediği, müştekinin o kadar parasının olmadığını söyleyerek sanığın Akbank … Yenişehir şubesinde bulunan hesabına 220.00 TL para gönderdiği, geri kalan parayı da istemesi nedeniyle müştekinin durumdan şüphelendiği, bu kez sanığın müştekiyi tehdit etmeye başladığı, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin edip banka aracı kılınarak dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Tebliğnamede, yargılandığı suçtan başka yerde tutuklu bulunan sanığın, mahkemesinde sorgusunun yapılması gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK’nın 196.maddesine aykırı olarak talimatla alınan savunmasıyla yetinilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı belirtilmiş ise de, talimat suretiyle ifadesi alınan başka suçtan tutuklu sanığın, yasal haklarının hatırlatılmış olması, savunmasını yapacağını beyan ederek savunmasını yapmış olması, esas mahkeme huzurunda ifade vermek istediğine ilişkin bir talebinin olmaması nedeniyle, savunma hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceğinden, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır.
Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8. Maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik temel cezanın gün olarak belirlenmesi ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi sonuca etkili bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Dolandırıcılık suçunda unsur olan hilenin kullanılmasından sonra, paranın banka aracılığı ile sanığa gönderilmesi eyleminde, hilenin gerçekleşmesinde ödeme aracı durumunda bulunan bankanın rolünün bulunmadığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi kapsamında bankanın araç olarak kullanılması suçunun oluşmayacağı, eylemin TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.