YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20791
KARAR NO : 2013/4966
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun, arazide hayvan otlatırken sanığın kendisini Muzaffer ismiyle ve TOKİ’ de çalışan memur olarak gösterip mağdur ile tanıştığı, bu esnada arazide bulunan bir evi sorduğu, mağdur ile birlikte bu eve gidip çıkan bir bayana eşinin sigortasının olup olmadığını sorduğu, daha sonra tekrar birlikte yürüdükleri, bu esnada sanığın, mağdura, sigortası olup olmadığını sorduğu, mağdurun olmadığını söylemesi üzerine “ben TOKİ de memurum, abim de müteaahhit, fakirlere ve evi olmayanlara yardımda bulunup ev yazıyoruz, istersen sana da yaptıralım” dediği, mağdurun kabul ettiği, bunun üzerine sanığın, mağdurdan 10 TL dosya parası, kimlik bilgileri ve telefon numarasını aldığı, akşam eve gittiğinde sanığın yine kendisini TOKİ’de çalışan memur olarak tanıtıp ertesi sabah saat 09.00 da Valilik binası önünde bekleyeceğini söylediği ve tarafların belirtilen yerde buluştukları, birlikte belediyeye gittikleri, sanığın orda bir odaya girip çıktığı, biriyle konuşur gibi yaptığı, daha sonra bir kahveye gidip karton bir dosyaya bir şeyler yazarak dosyayı Ankara’ya göndereceğini ve 80 TL masrafları olduğunu söyleyip bu parayı da aldığı, ertesi gün İl Özel İdaresinin yanında buluştukları, Ankara’dan TOKİ Müdürü … ile konuştuğunu, pul parasının eksik olduğunu ve 70 TL pul parası, ayrıca vekaletname için de 20 TL lazım olduğunu belirterek bu paraları da aldığı, tanıdığı başka fakir olup olmadığını sorduğu, mağdurun da amcasının eşi olan Gülnaz’ın adını verdiği, ancak üzerinde tapu kaydı olduğunu söylediği, sanığın ne kadar taşınmazın adına kayıtlı olduğunu öğrendikten sonra, … ile konuşayım haber vereyim, dediği, yarım saat sonra arayarak … ile konuştuğunu, 50 dönümden az olduğu için sorun çıkmayacağını, Özel idarenin yanına gelmesi halinde hemen dosya düzenleyeceğini söylediği, bunun üzerine mağdurun yengesinin dosyası için 190 TL para verdiği, bu arada mağdurun sanığa, yengesinin özürlü bir kızı olduğunu söylemesi üzerine, kızın kimlik fotokopisini istediği ve Ankara’dan … ile konuşup kızın özürlü maaşının yükselttireceğini, annesine de bakıcı aylığı bağlattıracağını söylediği; ancak mağdurun bütün bu olanları, mahalle muhtarına anlatması üzerine dolandırıldığını anladığı ve TOKİ’nin bu şekilde ev vermediğini de öğrenmesi üzerine kolluğa müracaat ettiği, yapılan çalışmalar sırasında sanığın yakalandığı ve teşhis edildiği, böylece sanığın zincirleme dolandırıcılık ve dolandırıcılık suçunu işlendiğinin iddia edildiği olayda, suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 43, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 15 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 300.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 43. maddesi gereğince cezasından 1/4 oranında arttırım yapılarak sanığın 6 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddeleri gereğince verilen 6 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 120.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”, yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.