YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20849
KARAR NO : 2013/4978
KARAR TARİHİ : 19.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumu zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın İstanbul’da Canberk eczanesi isimli eczanenin sahibi olduğu, sahte ilaçların piyasada satıldığının ihbarı üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından birçok eczane hakkında inceleme başlatıldığı, sanığın eczanesiyle ilgili yapılan inceleme sonucunda, on bir kişiye ait reçetede yer alan 18 adet ilaç küpürünün sahte olduğu ve bunların da 2.072.50 TL olarak kurumu fatura edildiğinin tespit edildiği, böylece sanığın kamu kurumu zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
Reçetelerde isimleri yazılı hastaların bilgi sahibi sıfatıyla dinlenerek, söz konusu ilaçları nerden aldıkları ile gerçekte bu ilaçları kullanıp kullanmadıklarının sorulması, ilgili ilaç firmalarına yazı yazılarak, sahte olduğu belirtilen ilaçların kendileri tarafından eczaneye gönderilip gönderilmediğinin sorulması, firmalar tarafından gönderilecek ilgili bilgi ve belgelerin dosya içerisine konulması, daha sonra dosyanın, içerisinde eczacılık, ilaç, sağlık ve sosyal güvenlik alanında uzman bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, sahte olduğu belirlenen ilaçlarla, gerçek olanlarının getirtilip karşılaştırılması suretiyle, ilaç firmaları aracılığıyla eczaneye gönderilen ve fatura edilen ilaçlarla, reçete sahiplerine verilen ilaçların kodlarının aynı olup olmadığı, gerçek ilaçlarla sahte olarak oluşturulan ilaçların, şekil, renk, büyüklük, üzerindeki yazılar ve içerik itibariyle birbirlerine benzeyip benzemedikleri ve ilk bakışta sahte olup olmadıklarının anlaşılıp anlaşılmadığı, bu anlamda aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınması ve mahkemece bu hususun değerlendirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.