YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20922
KARAR NO : 2012/40776
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.07.2008 tarih.2008/3-173 E. Ve 2008/190 K. sayılı kararına göre; tek bir şuç için verilen hükümde yer alan toplam ceza miktarı itibarıyle temyiz sınırı belirleneceğinden,hükmün temyiz kabiliyeti bulunduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan …’ın 27/05/2007 tarihinde gömü altın bulduğunu belirterek bunları satmak konusunda müştekilerle irtibata geçtiği, müşteki …’nın altınları almak istediği ve gerçek olup olmadığının tespiti için müşteki … ‘u İzmir iline gönderdiği, İzmir’e gelen müşteki …’un sanık … ile buluştuğu ve numune olarak bir altını 150 YTL’ye satın alıp müşteki …’ya götürdüğü, müşteki …’nın bu altını kuyumcuya götürüp gerçek olduğunu anlaması üzerine diğer altınları da almayı kabul edip diğer müşteki ile birlikte 29/05/2007 günü İzmir’e geldikleri, burada sanık … ile buluşan müştekilerin altınları görmek istemeleri üzerine anlaşamayıp sanığın yanından ayrıldıkları, daha sonra sanık … ile birlikte haraket eden diğer sanık …’un içinde emanete alınan suça konu altın olmayan bijuteri eşyalarının bulunduğu, çantayı açıp içindeki müştekilere gösterdiği, 15.000 YTL. peşin olmak üzere 60.000 YTL. konusunda anlaştıkları, müşteki Murat’ın anlaşma gereği 15.000 YTL parayı sanık …’a verdiği,
sanık …’in …’dan bu parayı alarak olay yerinden ayrıldığı, sanık …’un ise kalan parayı almak için Uşak iline gitmek üzere müştekilerle birlikte yürüdüğü sırada birden çantayı atıp kaçmak isterken yakalandığı , takibat öncesi sanıkların müştekinin zararını aynen tazmin ettiği anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmememiştir. Ancak,
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1.bendinde yer alan “36′ gün” yerine sanık Necmeddinin “5 gün” adli para cezası ve ” 200 YTL adli para cezası” yerine “100.00 TL adli para cezası” yazılması, hüküm fıkrasındaki “sanık …’ın neticeten ikibindörtyüz ytl adli para cezası ile cezalandırılmalarına” dair bölümün ise çıkartılıp yerine, “sanık …’ın neticeten 2.000 tl adli para cezası ve 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ”yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.