Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21000 E. 2013/5401 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21000
KARAR NO : 2013/5401
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın sahte, çalıntı çekle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunması karşısında,sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içinde soruşturma yapılması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın katılana ait meyve bahçesindeki narenciye ürününü 33.000 TL ye satın aldığı karşılığında suça konu 21.000 TL bedelli çeki ciro ederek verdiği, bu arada bahçeden 8.000 liralık meyveyi alarak götürdükten sonra katılanca çek bankaya sorulmakla çalıntı olduğunun ortaya çıkması şeklinde gerçekleşen eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın oluşu kabul edilen eyleminde, 8.000 TL katılana ait meyve sanık tarafından alıp götürülerek bu kısım itibariyle menfaatin elde edilmesi ile suç tamamlandığı halde, teşebbüs olarak kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, aleyhte temyiz bulunmadığından ve CMK”nın 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair gösterilen gerekçe yasal ve yeterli değilse de, suça konu zararın giderilmemiş bulunması karşısında bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
Sanığın eylemi teşebbüs olarak kabul edilmiş olup suçtan elde edilen menfaat de 8.000 TL olarak kabul edildikten sonra, usule uygun olarak yapılan uygulama ile TCK”nın 158/1-f maddesi uyarınca menfaatin iki katından az olmayacak şekilde 1.000 gün adli para cezası belirlendikten sonra bu defa 158/1-son madde uyarınca adli para cezasının elde edilen menfaat 21.000 TL kabul edilerek bunun iki katı olan 42.000 TL ye çıkartılması suretiyle sanığa fazla adli para cezası tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün dördüncü bendinde yer alan “TCK”nın 158/1-son maddesi uyarıca adli para cezasının alt sınırı elde edilen haksız menfaatin iki katından aşağı olamayacağı nazara alınarak verilen para cezasının 42.000. TL ye yükseltilmesine”ibaresinin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.