Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21363 E. 2013/5556 K. 27.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21363
KARAR NO : 2013/5556
KARAR TARİHİ : 27.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; mağdurun, çalıştığı iş yerinde burun ameliyatı olacağını söylemesi üzerine, mağdurla aynı yerde çalışan …’nın, kardeşi Yasin’in hastanede medikal işleri ile uğraştığını ve kendisine yardımcı olabileceğini söylediği, bu şekilde mağdur ile tanışan sanığın, İnönü Üniversitesi Araştırma Hastanesi Plastik Cerrahi Bölümünde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. …’i tanıdığını belirterek, mağduru doktorla tanıştırdığı, daha sonra sanığın, işlemlerini yürütmek ve bıçak parası karşılığında mağdurdan 950,00 TL talep ettiği, mağdurun 01.03.2007 tarihinde sanığa Malatya merkezde 100,00 TL verdiği, 02.03.2007 günü de ameliyat olduktan sonra 08.03.2007 tarihinde hastaneden taburcu olduğu, 12.03.2007 günü kontrol için hastaneye sanıkla birlikte gittiği ve sanığın kontrol öncesinde mağdura, doktorun yanında para mevzuunda herhangi bir şey söylememesi konusunda telkinde bulunduğu, kontrol sonrasında sanığın, doktora vermek üzere bakiye 850,00 TL’yi talep etmesi üzerine, mağdurun sanığa parayı temin edip geleceğini söyleyerek durumu jandarma karakoluna ihbar ettiği, mağdurun jandarma görevlileri tarafından seri numaraları tespit edilen paraları sanığa verdiği sırada, sanığın suçüstü yakalandığı şeklindeki eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 158/2.maddesinde düzenlenen kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Haksız menfaatin baştan belirlenmediği ve değişik tarihlerde aynı kast altında menfaat talep edilmesi halinde TCK’nın 43.maddesinin uygulanacağı; somut olayda olduğu gibi, baştan belirlenen haksız menfaatin ise, değişik zamanlarda mağdurdan istenmesi halinde, zincirleme suç koşullarının oluşmayacağı nazara alınarak, tebliğnamedeki, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki eleştiriye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 saylı CMK’nın 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerekmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.