YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21644
KARAR NO : 2013/5575
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 01.05.2003 tarihinde … ilinde meydana gelen ve … köyünde de etkili olan depremden hemen sonra … Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nce 7269 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca 12.08.2003 günü yapılan tespitte, sanığa ait konutun depremden dolayı ağır hasar görerek terk edilmiş olduğunun belirlendiği, hasarlı evlere ilişkin yapılan ilan üzerine sanığın, tarihsiz basılı form olan ağır hasar talep ve taahhütnamesini doldurarak, … Afet İşleri Genel Müdürlüğü’ne ibraz etmesi üzerine komisyonca alınan karar gereği Ziraat Bankası Elazığ Gazi caddesi şubesine adına açılan hesabına yatırılan 9700 TL’yi
çektiği somut olayda; sanığın tek eyleminin Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü’nce deprem nedeniyle yerleşim yerlerinin muhtar, ihtiyar heyeti ve teknik heyetçe teker teker gezilerek evinin hasar gördüğünün tespit edilip komisyonca hak sahibi olarak müracaatta bulunabileceğinin belirtilmesi üzerine başvuruda bulunmaktan ibaret olması karşısında, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1136 sayılı Kanunun 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “Sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1100 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.