Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21966 E. 2013/6086 K. 03.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21966
KARAR NO : 2013/6086
KARAR TARİHİ : 03.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça konu belgede, TTK’nın 692. maddesinde öngörülen ve bulunması zorunlu unsurlardan olan “keşide yerinin” bulunmaması nedeniyle çek vasfında olmadığı, özel belge niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, eylemin 158/1-f maddesine uyduğuna yönelik tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, … ilçesinde bulunan şikayetçiye ait … markette satılık zeytin olduğunu öğrenmesi üzerine, …,… ilçesine geldiği, şikayetçi ile yaptıkları pazarlık sonucunda 470 teneke zeytin karşılığında 4.700 TL’ye anlaştıkları, sanığın zeytin karşılığında 24/06/2006 keşide tarihli, 11.500 TL bedelli, keşidecisi …olan … seri nolu çekin arkasını cirolayarak şikayetçiye verdiği, kalan 6.800 TL’lik kısım için ise şikayetçinin 01/05/2006 tarihinde tekrar 680 teneke zeytin vermesi konusunda anlaştıkları, sanığın zeytinleri araca yükleyip gitmesinden sonra, şikayetçinin çekin sahte olup olmadığını araştırmak için, üzerindeki telefondan …,… şubesini aradığı ve çekin banka şubesine ait olup olmadığını sorduğu, banka şubesinin çekin sahte olduğunu, bankalarına kayıtlı böyle bir çekin olmadığını söylediği, ayrıca aynı şubeden daha sonra gönderilen cevabi yazıda söz konusu çekin şubenin tadilatı sırasında çalınan çeklerden olduğunun bildirildiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın savunmalarında,
suça konu çeki … isimli şahsa sattığı 7 adet büyükbaş hayvan karşılığında aldığını, …’ün çeki cirolayarak kendisine verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmesi karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, sanığın karşılaştırmaya esas olabilecek el yazısı örneklerinin temin edilip, uzman bilirkişi veya kuruldan aldırılacak raporla, çekin ön ve arka yüzündeki el yazılarının sanığa ait olup olmadığının tespiti ile ciro silsilesinde ciroları bulunan … ve … isimli kişilerin ifadelerine başvurularak, çekteki ciroların kendilerine ait olup olmadığı, çeklerin kime ne şekilde devir olunduğu belirlenip bu kişilerin sanıkla ilgilerinin araştırılmasından sonra, toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- Suça konu çekin, TTK’nın 692. maddesinde öngörülen ve bulunması zorunlu unsurlardan olan “keşide yerinin” belirtilmemesi nedeniyle, kambiyo senedi vasfında olmadığı anlaşıldığından, özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2- Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3- Dolandırıcılık suçundan verilen hapis cezasının ve buna bağlı olarak hapisten çevrili para cezasının, hesap hatası sonucu eksik tayin edilmesi,
4- Hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezaların tür ve süresine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.