YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22102
KARAR NO : 2012/43937
KARAR TARİHİ : 07.11.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet kararları bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Temyiz isteminin reddine dair 20.09.2010 gün ve 2009/67 esas 2010/152 karar sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
B-Sanıklar … … ve … hakkında kurulan mahkumiyet kararları bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Sanık … … hakkında şikayetçi …’a yönelik dolandırıcılık suçundan açılan dava ile ilgili olarak mahkemesince zamanaşımı süresince karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunan sanıklara diyeceği sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK’nın 238/3.maddesine muhalefet edilmiş ise de, sanıkların hazır bulunduğu oturumlarda, katılma talebine karşı itirazda bulunmayıp esasa ilişkin savunma yaptıkları da dikkate alınarak, bu hususun sonuca etkisinin bulunmaması karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Somut olayda; sanıkların internet sitesi üzerinden cep telefonu satışı ilanı verdikleri müştekilerin ilanı görerek telefon almak istedikleri ve telefonların bedellerini sanıkların belirledikleri banka hesaplarına havale ettikleri ancak sanıkların müştekilere telefonları göndermemeleri şeklinde gelişen olayda, sanıkların bilişim sistemini araç olarak kullanmadıkları, yine sanık … …’nun müştekiler … ve 10.06.2008 tarihinde …’ya yönelik işlediği suçlar bakımından PTT’nin ödeme aracı olarak kullanıldığı ancak sanıkların, internet üzerinden verdikleri ilanın suçun işlenmesini kolaylaştırdığı, sanıkların dolandırıcılık suçunu basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işledikleri anlaşılmakla;
1)Sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 158/1-g maddesinde düzenlenen “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması” suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanık … …’nun katılan … ile cep telefonu göndereceği hususunda Şubat 2008 ve Haziran 2008 tarihlerinde ayrı ayrı iki kez görüştüğü ve katılan tarafından telefon bedeli olarak bu tarihlerde para gönderilmesi karşısında sanık hakkında bir kez hüküm kurularak tayin olunan cezasının TCK’nun 43.maddesi uyarınca artırılması gerekirken her bir eylemi nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın sanık …’na sirayetine 07.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.