YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22177
KARAR NO : 2013/6007
KARAR TARİHİ : 02.04.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargılamaya konu suç için 5271 sayılı Kanunun 196/2.maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırının 5 yıldan az olması ve aynı maddenin 2.fıkrasındaki “Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” düzünlemesi karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık …’in, katılan …’den ödünç olarak aldığı arabayı iade etmediği, aracın ruhsatını bir başkasına rehin olarak bırakmak istediği, bunun üzerine ruhsatın sahibine ulaşan tanık …’in arabayı park halinde görmesi ve bunu katılana haber vermesi üzerine aracın bulunduğu, bu şekilde ödünç aldığı aracı süresi içinde sahibine iade etmeyen sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 40 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde yer alan 40 gün adli para cezasının 5 gün olarak tayin edilmesi ve aynı kanunun 52/2 maddesine göre sonuç adli para cezasının 100 TL olarak tayin edilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.