Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22415 E. 2013/6238 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22415
KARAR NO : 2013/6238
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5320 saylı yasanın 8/1, 1412 sayılı CMUK’nun 318/1 ve 5271 sayılı CMK’nun 299.maddeleri uyarınca, tayin olunan cezanın nevi ve süresine göre, sanığın duruşmalı inceleme isteğinin reddine karar verilmekle yapılan temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın yanında kimliği belirsiz bir şüpheli de olduğu halde müştekinin kapısının önüne geldiği, kimliği tespit edilemeyen şüphelinin, müştekiye “Babam Malatya’da hocaydı, babamın eli bende, adak için para topluyoruz” diyerek para istediği, müştekinin bunun yerine ona bir bardak şeker verdiği, sanık …’in ise bunun sayesinde hamile kaldığını söylediği, bu arada kimliği tespit edilemeyen şüphelinin müştekiye “Sen altınlarını bismillahsız yerlerine koymuşsun getir onları da okuyayım” dediği, müştekinin getirdiği suyu eve girdikten sonra evin çeşitli yerlerine serptiği, yine müştekinin “muhtelif altın ve 100
Euro parayla birlikte; kendisine, eşine ve çocuklarına ait çamaşırları salona getirdiği, bunun üzerine sanığın katılanın getirdiği altınları ve paraları bir el bezine sardığı, dua ettikten sonra katılana “Bunları al yerine koy” diyerek altınları ve parayı çıkarmadan yerine koymasını istediği ve sonrasında da, müştekiden kapıyı kilitlemesini isteyerek, kendileriyle beraber kırk adım ileriye gitmesini istediği, müştekiye “Bir saat geçmeden bu olayı kimseye söyleme yoksa duan kabul olmaz” diyerek tembihte bulunduğu, müştekinin eve döndükten sonra altınlarının ve paranın bıraktığı yerde olmadığını farkettiği olayda “dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.