YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22467
KARAR NO : 2013/7894
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK. nun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Somut olayda; katılanın yanında 4 yaşında küçük torunu olduğu halde düğüne gitmek amacıyla yolda yürüdüğü sırada hakkında tefrik kararı verilen şüpheli ….’in yanlarına gelerek torununu sevdiği ve eşinin tanışmak istediğini söyleyip katılanı sanık …’in yanına götürdüğü, sanığın katılanın güvenini almak amacıyla başını da örtmüş haliyle fakir insanlara yardım ettiklerini ve bu konuda kendilerine yardım edip edemeyeceğini katılana sorduğu, katılanın gözlemlenen durumu ve konumundan istifade edip cebinden bir tomar kağıt para çıkararak katılana muhtaç olan kişilerin tespit edilmesi halinde para verebileceğini de bildirip güvenini sağladığı ve hemen yakınlarında bulunan bir binayı gösterip, binada hocalar olduğunu ve kuran okuttuklarını, katılanın üzerindeki altınları kasdederek “bu altınları hocalara okutalım, senin altınların artar” gibi sözler söylediği, bir an için katılanın yaşadığı kısa dalgınlık süresi içerisinde katılanın üzerindeki altınları çıkarıp eline alan sanığın orada bulunan Mehmet Sönmez’e verdiği….’in uzaklaştığı gören katılanın durumun ayırdına vardığı, bağırıp çağırma sırasında sanık ve Mehmet’in kaçtığı olayda, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 29/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.