Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22721 E. 2013/6229 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22721
KARAR NO : 2013/6229
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Haksız menfaatin son olarak elde edildiği 26.01.2008 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2005 yılı yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın Bağ-Kur kaydı olduğu ve bu haliyle yeşilkart alamayacağını bildiği halde Bağ-Kur görevlisine bir şekilde “Bağkur kaydı bulunamadı” şeklinde internet çıktısını yazdırıp imzalatmak suretiyle Korkut İlçe İdare Kuruluna başvurup kendisi ile bakmakla yükümlü olduğu yakınlarına yeşilkart alarak 1.331,97 TL haksız sağlık harcaması yapmak suretiyle katılan kurumu zarara uğrattığı iddia edilmiş ise de; sanığın daha önce şoförlük yapması nedeniyle sosyal güvenlik kurumu tarafından resen Bağkurlu yapıldığı, sanığın bu kayıttan haberinin olmadığı gibi herhangi bir primde yatırmadığı, suç tarihinde ekonomik durumunun yetersiz olması ve sosyal güvenceye de sahip olmaması nedeniyle yeşil kart çıkartmak için müracaatta bulunduğu, bunun için istenen belgelerden olan bağkur kaydının olmadığına ilişkin belgeyi internet ortamında
temin ettikten sonra, özel idare müdürüne tasdik ettirerek yeşil kart bürosuna ibraz edip yeşil kart çıkartarak kullanmaya başladığı, daha sonra yapılan araştırmada sanığın Bağkur kaydının bulunduğunun görülmesi üzerine yeşil kartının iptal edildiği, sanığın ekonomik durumu itibariyle yeşil kart çıkartabilmesi için Bağkur kaydı dışında diğer koşulları taşıdığı, ticari faaliyeti sona eren sanığın talebi halinde Bağkur kaydını iptal ettirebilmenin mümkün olduğu,ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumunun 22/08/2008 tarihli cevabi yazısına göre resen tescili yapılan sigortalıların kimlik bilgilerinin yetersiz olması ve güncenlenmemesi nedeniyle internet ortamında kaydı olmasına rağmen “kaydına rastlanılmamıştır” şeklinde çıktı alınabileceğinin bildirilmesi ve Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 27/06/2008 tarihli cevabı yazısında ise, kişinin aktif sigortalığının sona ermesi, işten ayrılması halinde geçmişe dönük prim borcu olsa dahi 3816 Sayılı Kanunda ön görülen diğer şartları taşımaları kaydıyla yeşil kart verilmesinin mümkün olduğu belirtilmesi karşısında, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığa atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.