YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23401
KARAR NO : 2013/9439
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa hükmedilen cezanın nev’i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
Farklı yargı çevresinde başka bir suçtan cezaevinde bulunan sanığın, istinabe suretiyle sorguya çekildiği oturumda, duruşmadan bağışık tutulmayı talep ettiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen 1 nolu düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya
değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Sanığın, katılanlar … ve … …’nun şirketinde muhasebeci olarak çalıştığı , şirket hesabından çektiği paranın bir kısmını şirkete iade etmeyerek güveni kötüye kullanmak suçun işlediği, sanığın katılanlar … ve …’in babası olan katılan …’in banka hesabından iki kez talimatla para çektiği ancak çektiği miktarları katılana vermemek suretiyle güveni kötüye kullandığı, ayrıca sanığın …na ait taşınmazı kendisini malik gibi göstererek vekaleti olmadığı halde …’a hileli hareketlerle kiraladığı, kontrat imzalandığı, karşılığında 3.200 TL para ve 15 .000 TL bedeli senedi aldığı, bu eylemi nedeniyle özel evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
1-Sanık hakkında Katılan …’na karşı işlenen Özel belgede sahtecilik ve katılanlar … ile …’na karşı işlenen Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanığın Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eyleminin farklı zamanlarda gerçekleştirmiş olması nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanarak tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakkında mağdur …’a karşı işlenen Dolandırıcılık suçundan verilen hüküm ile katılan ……na karşı işlenen Güveni kötüye kullanma suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından Dolandırıcılık suçu ile ilgili adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL”adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve Güveni kötüye kullanma ile ilgili hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “80 gün”,”100 gün” ve “2000 TL”adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ,”6 gün” ve “120 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.