Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23730 E. 2013/7006 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23730
KARAR NO : 2013/7006
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemenin yargı çevresi dışında başka bir suçtan tutuklu bulunan sanığın, istinabe suretiyle 13.02.2008 ve 23.05.2008 tarihli duruşmalarda sorguya çekilirken duruşmalardan vareste tutulmak istediğini ve savunmasını o anda bizzat kendisinin yapacağını beyan ettiği anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK’nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranıldığına dair tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılana ait şirkette bir süre şoför olarak çalışan sanığın, yurt dışına yük götürürken kendisine yol masrafı olarak verilen 450 Euro’yu çaldırdığını söyleyerek mal edindiği daha sonra yine Macaristan’a yük götürürken yol masrafı olarak verilen 1700 Euro’nun da 1200 Euro’sunu aynı şekilde çaldırdığını söylediği, ancak gerçekte çaldırmadığı bu parayı da mal edindiği, şirket yetkililerinin sanıktan şüphelenmeleri üzerine sanıkla yaptıkları görüşmede sanığın paraları çaldırmadığını borçlarını ödemede kullandığını belirterek durumu kendi el yazısı ile yazdığı yazı ile de belirttiği, bu şekilde toplam 1650 Euro’yu
uhdesine geçirdiği sabit olmakla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “125 gün”, “104 gün” ve “2.080 YTL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün” , “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.