YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23847
KARAR NO : 2013/8168
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanık …’a sorguda bildirdiği adresin sokak numarası farklı yazılmak suretiyle Tebligat Kanununun 35. maddesine göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olduğunun anlaşılması karşısında sanığın 18.03.2010 havale tarihli dilekçesine göre eski hale getirme istemi ile temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanıkların temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, münibüs durağında bekleyen katılanın yanına giderek ismiyle hitap ettiği, babasının öldüğünü ve babasının hayrına maddi yardım yaptığını söyleyerek kendisinden bu konuda yardım yapabileceği kişileri tanıyıp tanımadığını sorduğu, tanıdığını ancak başka işleri olduğunu söyleyen “daha sonra bu işyerinden yardım eşyalarını alır götürürsün” diyerek işyerini göstermek istediğini söylediği, yolda birlikte yürürken sanık …’in yol üzerinde kağıda sarılı birşey bulduğunu ve “bu kağıdın içerisinde para var” dediği, katılanın da parayı götürüp polise teslim etmesini söylediği, bir kaç adım attıktan sonra yanlarına gelen diğer sanık …’ın para kaybettiğini ve bulup bulmadıklarını sorduğu, katılanın da sanık …’in birşeyler bulduğunu söylediği, bu sırada sanık …’in diğer sanığı kastederek güvenmediğini, bu tip kişilerin sürekli böyle şeyler yaptığını söyleyerek “hadi biz benim işyerime gidelim” dediği, bu sırada sanık …’ın “sizin üzerinizi arayacağım” demesi üzerine katılanın üzerinde bulunan cep telefonunu ve 45 TL parayı eline alıp üzerini arayabileceğini söylediği, sanık …’in kendisine yardım olsun diye “elindeki para ve telefonu bana ver” dediği ve elindeki para ve telefonu aldığı, diğer sanık …’ın aradığını bulamayınca bu kez sanık …’in katılana hitaben, “ben bu kişiyi biraz ileride def edeyim de geleyim sen bekle” dediği, birlikte katılanın yanından ayrılan sanıkların ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların katılanın uğramış olduğu zararı gidermediği anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği değerlendirilerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-Sanığın, dolandırıcılık suçu şüphelisi olarak yakalandığında soruşturma ve kovuşturmadan kurtulmak amacıyla karakolda, … Özbenli olduğunu söyleyerek onun adını kullanmak suretiyle iftira suçunu işledikten sonra parmak izi incelemesi sonucunda sanığın gerçek kimliğinin belirlenmesi ve mağdur hakkında kovuşturma başlanmadan sanığın Cumhuriyet Savcılığındaki 15.05.2007 tarihli ifadesi sırasında gerçeğe dönmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 269. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
b-Olay tarihinde sabıkasız olduğu anlaşılan sanık hakkında 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda olumlu olumsuz karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.