YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23934
KARAR NO : 2013/7221
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yokluğunda verilen 19.06.2008 tarihli mahkumiyet hükmünün, katılan vekiline 03.09.2008 tarihinde tebliğ edildiği, katılan vekilinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 09.01.2009 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan
ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sosyal Sigortalar Kurumundan 29.712.025.1 sicil numarasıyla hak sahibi olarak maaş alan … ‘ün 04.08.2003 tarihinde öldüğü halde sanığın, ölen hak sahibinin sağlığında düzenlettiği Marmaris 2. Noterliğinin 19.11.1996 tarih ve 1996/18173 yevmiye sayılı vekaletname ile …,… şubesinden ölenin maaşını çekmeye devam ederek, 04.08.2003-28.2.2006 tarihleri arasında 16.758,50 TL haksız menfaat elde etmekten ibaret eyleminin zincirleme şekilde kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış, yine kovuşturma başladıktan sonra hükümden önce gerçekleşmiş olan etkin pişmanlık nedeniyle yapılan indirime ilişkin gösterilmeyen uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesi olarak mahallinde karara eklenmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.