YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24019
KARAR NO : 2013/7113
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, İçerenköy polis merkezinde grup amiri olarak görev yapan katılanı telefonla, sesini değiştirip bayan sesine benzetip arayarak kendisinin emniyet müdürü … olduğunu, şehit oğlu olan … isimli birisinin Haydarpaşa Numune Hastanesi acil servis önünde beklediğini, bu şahsı alıp polis merkezine getirmesini, orada misafiri etmesini istediği, sabah saat 09.00 sıralarında da …’i kendisinin alacağını belirttiği, katılanın Haydarpaşa Numune Hastanesine giderek acil servis önünde bekleyen ve adının … olduğunu belirten kişiyi alıp polis merkezine getirdiği, sabaha kadar polis merkezinde oturan sanığı ağırladığı, nöbetinin sona ermesi üzerine evine götürdüğü, İstanbul Avrupa Yakasına geçmek istediğini belirten sanığın durumuna acıyarak yol harçlığı yapması için isteği dışında 5 TL verdiği,
katılanın polis merkezine geldikten sonra emniyet müdürü … ‘ın kendisini aramadığını öğrendiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-Sanığın, temyiz incelemesi sırasında ibraz ettiği İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında görevli uzman doktor tarafından düzenlenen 04.02.1999 tarihinde Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna hitaben yazılan rapor fotokopisi içeriğinde, sanığa orta zeka geriliği ve davranış bozukluğu tanısı konularak tedavisine başlanıldığının bildirildiğinin belirtilmiş olması karşısında; Adli Tıp Kurumu Başkanlığından, suçun işlendiği 07.10.2006 tarihinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda 5271 sayılı CMK’nın 74 ve TCK’nın 32. maddeleri kapsamında rapor alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
2-Tekerrüre esas cezası bulunan sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbir süresinin belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.