Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24725 E. 2013/8366 K. 06.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24725
KARAR NO : 2013/8366
KARAR TARİHİ : 06.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …in, katılan …’den aldığı 822 TL’lik borç karşılığında katılana senet verdiği, borcunu ödememesi üzerine katılanın alacağını tahsil etmek amacıyla icra yoluna başvurduğu, ancak sanığın, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek … 2. İcra Mahkemesi’ne dava açtığı, anılan davada düzenlenen bilirkişi raporunda senetteki borçlu imzası ile …in mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, imzaların …e ait olmadığının belirtilmesi üzerine takibin durmasına karar verildiği, katılanın şikayeti üzerine soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda ise, senetteki yazı ve imzaların sanığa ait olduğunun tespit edildiği, böylelikle sanığın planlı bir şekilde hareket edip, dolandırıcılık kastı ile senede imza attığı, sonrasında ise inkarda bulunduğunun iddia edildiği olayda; sanığın sebepsiz ve kötü niyetli imza inkarının, icra inkar tazminatını gerektireceği gözetilerek taraflar arasındaki ihtilafın hukuki nitelikte olduğu anlaşıldığından, suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.