YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24730
KARAR NO : 2013/8362
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık…ın, katılanın ikametine giderek kendisini yardım kuruluşu görevlisi olarak tanıttığı ve odun kömür yardımı yapacağından bahisle kağıda bir şeyler yazdığı, ayrıca telefonla bir yerleri arayarak odun ve kömür getirmelerini söylediği, bunların karşılığında katılandan yol parası olarak 70 TL istediği, ancak katılanın sadece 30 TL parasının olduğunu söylemesi üzerine bu kez üstünü kendisinin tamamlayacağını belirterek katılanın verdiği parayı aldığı ve ortalıktan kaybolduğu, benzer bir dolandırıcılık olayından yakalanması üzerine yapılan yüzleştirme işleminde katılan tarafından teşhis edildiği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Dolandırıcılık suçundan tayin edilen 200 birim gün adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca günlüğü 20 TL’den hesaplandığında neticeden 4000 TL edeceği gözetilmeyerek, hesap hatası sonucunda sanık hakkında 6000 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin “6000 YTL” adli para cezası teriminin çıkarılarak yerine, “4000 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.