Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25219 E. 2013/9110 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25219
KARAR NO : 2013/9110
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, müşteki …’nın evinden çalınan ve keşide yeri bulunmaması nedeniyle özel belge niteliğinde olan, ancak bankanın varlığı olma özelliğini koruyan, iğfal kabiliyeti bulunan sahte çeki ele geçirerek, bu çek ile müşteki …’den araba almak istedikleri sırada yakalandıkları olayda; fiilin tamamlanamadığının anlaşılması karşısında, eyleminin sahte özel belge kullanarak dolandırıcılığa teşebbüs oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup suça konu çekte zorunlu öğelerden keşide yerinin bulunmaması nedeniyle Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca adi senet niteliğinde olduğundan tebliğnamedeki 1 nolu düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sanıkların adli sicil kaydında görülen sabıkalarının silinme koşullarının oluştuğu,diğer sabıkalarının ise,suç tarihinden sonra olup engel teşkil etmediği anlaşıldığından sanıklar hakkında 5728 sayılı Yasanın 562.maddesi ile değişik CMK’nın 231.maddesi uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının” uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.