Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25250 E. 2013/8936 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25250
KARAR NO : 2013/8936
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın aracının camına “satılık araç“ yazısı ve cep telefonunu da yazdığı, suça sürüklenen çocuğun haklarındaki evrak tefrik edilen… … ve… ile birlikte cep telefonundan katılanı aradıkları, satış işini görüşmek üzere suça sürüklenen çocuğun abisi ile kendisinin işlettikler…kafeye çağırdıkları, kendilerini…’ın köklü ailelerinden olup zengin oldukları görüntüsünü yarattıkları, suça sürüklenen çocuğun babası olan… … ile pazarlık yapmak üzere evlerine gittikleri, burada 12.500 TL’ye anlaştıkları, 11.000,00 TL’sini daha sonra vermek ve 1500 TL sini de peşin almak üzere konuştukları, 15000 YTL yi katılana verdikleri, katılanın da aracın anahtarını… …’ye teslim ettiği, ertesi günü tekrar suça sürüklenen çocuk ve babası ile buluştukları,katılandan 11.000 ytl yi ödemek üzere süre istedikleri ancak katılanın kabul etmediği, bunun üzerine de katılandan vekaletname istedikleri, katılanın da bunu kabul ederek…’a vekaletname verdiği aradan iki üç gün geçmesine rağmen 11.000 YTL’yi katılana ödenmemeleri nedeniyle katılanın araştırma yaptığı ancak suça sürüklenen çocuk ve diğer kişilere ulaşamadığı, bu arada katılanın aracının da satıldığı olayda,
1- Suça sürüklenen çocuğun 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesine aykırı olarak zorunlu müdafii tayin edilmeden savunması alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Aynı suça katıldıkları iddiası ile yaşı büyük sanıklar hakkında ayrıca dava açıldığı anlaşılmakla, delillerin birlikte değerlendirilmesi yönüyle davaların birleştirilmesinde zorunluluk bulunmasına rağmen birleştirme kararı verilmemesi,
3- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğinin 20/1-7. maddesi uyarınca, fiili işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan Kadri Sercan’ın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmemesi halinde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,
4- 5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
5- 5275 sayılı Kanun’un 106/4 maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarına yer verilmesi”,
6-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün 2008/5-146-235 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK.nun 55. maddesi gereğince “kazanç müsaderesinin” ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar olduğu takdirde ve mağdura iade edilememesi halinde mümkün olup somut olayda suça konu paraya el konulmadığı ve müsadere koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde kazanç müsaderesine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.