Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25280 E. 2013/8961 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25280
KARAR NO : 2013/8961
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık , 677 sayılı yasaya aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-677 sayılı yasaya muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararının temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK. nun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir.Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar

bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Katılan …’in eşiyle sorunları olduğu bir tanıdığından … isimli bir hocanın Kuran okuyup üfleme yaparak aile sorunlarını hallettiğini öğrendiği, telefonla bağlantı kurdukları, sanığın şikayetçi …’in annesinin evinde onlarla 5-6 kez bir araya geldiği, sanığın evde büyü olduğunu söyleyip büyü bozduğunu söyleyip, muska yazıp şikayetçilere verdiği, sonrasında sanığın katılan …’e kolundaki ziynet eşyalarını görüp kayınvalidesinin bunları alabileceğini söyleyip onları da dini anlamda okumak istediğini bildirdiği, katılandan tüm ziynet eşyalarını getirmesini istediği, katılanın annesinin evinde bulunan 11.000 TL tutarındaki ziynet eşyalarını getirip evin bir odasında bulunan bazanın içerisine yanında sanık da olduğu halde koyup bazayı kapattıkları,daha sonra sanığın kıymetli ziynet eşyarının konduğu bazanın bulunduğu odaya tek başına giderek burada dua yapacağını söylediği ve odanın kapısını kapatarak bu odada bir süre yalnız kaldığı, daha sonra odadan dışarı çıkarak altınları koydukları odaya 1-2 gün girmemelerini yoksa büyünün bozulacağı konusunda uyarıda bulunup evden altınlarla birlikte ayrıldığı olayda, sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde tarif edilen dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nun madde 142/1-b gereğince uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.