Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25377 E. 2013/8954 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25377
KARAR NO : 2013/8954
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık(Değişen suç vasfına göre hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın sorgusu yapıldıktan sonra, şikayetçinin istinabe yoluyla alınan 18.06.2008 tarihli ifadesinde suça konu telefonun sanık tarafından kendisine iade edilmediğini belirtmesi karşısında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin uygulama koşulları bulunmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Camii bahçesinde oturan mağdurun yanına gelen sanığın, mağdurdan cep telefonunu istediği, kullanıp iade etmek üzere telefonu aldıktan sonra kaçtığı ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 gün ve 2011/15-440 Esas; 2012/229 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; mağdura ait cep telefonunun zilyedliğinin tamamiyle sanığa devredilmemiş olması nedeniyle, hırsızlık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.