YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25505
KARAR NO : 2013/9081
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Tanık ….’in mağdurun sahibi olduğu kuyumcu dükkanına tamir için bıraktığı 2 adet bilekliğini, mağdurun dükkanına birkaç gün sonra gelerek kendisini tanık Filiz’in gönderdiğini, aynı işyerinde birlikte çalıştıklarını söyleyerek alıp ortadan kaybolan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-Sanığın mağdurun zararını soruşturma aşamasında giderdiğinin anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak zararın kovuşturma aşamasında giderildiği kabul edilip 5237 sayılı TCK’nın 168/1 maddesi yerine 168/2 maddesi uyarınca uygulama yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı yasanın 53/1-a, b, c, d, e bentlerinde yazılı hakları kullanmaktan mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, ancak 53/1-c maddesinde yazılı kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait yetkileri kullanmaktan 53/3. maddesi gereğince şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.