Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25579 E. 2013/8707 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25579
KARAR NO : 2013/8707
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılanın, … Armatörleri Sanayii limited Şirketi’nin sahibi olduğu, şirketin su sayaçları ve armatörleri üretimi yapıp sattığı, sanığın ise, …ilçesinde …Ticaret adı altında inşaat malzemeleriyle ilgili paravan bir şirketinin bulunduğu, sanığın, suç tarihinden yedi ay kadar önce katılanı telefon ile arayarak kendisine ait iş yerinde satmak üzere su malzemesi talebinde bulunduğu, katılanın sipariş bedelini aldıktan sonra kargo ile sanığa malları gönderdiği, daha sonra sanığın kısa vadeli bir çek ile alışveriş yapıp gününde ödeme yapması ile katılanın sanığın şirketine güvenmeye başladığı, bir süre sonra sanığın, katılanın şirketini telefon ile arayarak kendilerinden 12.800 TL’lik bir siparişte daha bulunduğu, karşılığında kargo ile Türkiye Finans Katılım Bankası …Şubesine ait … adına … çek nolu 16/06/2007 vadeli, 12.800 TL’lik çeki gönderdiği, bu çekin vadesi dolmadan tekrar şikayetçinin şirketini arayarak toplam 36.500 TL’lik mal siparişinde bulunduğu, şikayetçinin malı da hazır edip gönderdiği, bu mala karşılık da sanığın tekrar Türkiye Finans Katılım Bankası …Şubesine ait … adına …çek nolu 15/08/2008 vadeli 19.500 TL’lik çek ile Türkiye Finans Katılım Bankası …Şubesine ait … adına …çek nolu 23/09/2007 vadeli 17.000 TL bedelli çeki gönderdiği, katılan şirketin bu çekleri alışveriş yapmış oldukları bazı firmalara ciro ederek kullandığı, 16/06/2007 tarihli 12.800 TL’lik çekle ilgili, ciro ettikleri firmanın katılan şirketi arayarak çekin ödenmediğini belirtmesi üzerine çeki firmadan geri aldıkları, daha sonra çek sahibi sanığa telefon ile ulaşmaya çalıştıkları, fakat

ulaşamadıkları, bunun üzerine katılanın …’a gelerek yaptığı araştırmada, kendilerinden mal alan … isimli şahsın firmasının paravan olduğunu öğrendiği, kargo şirketinin, malları, …Ticaret adına tanzim edilmiş kaşe ile şirket adına imzalayarak …’ya teslim ettiğinin belirlendiği, sanığa ait çekteki imzaların sanığın bilgisi dahilinde üçüncü kişiler tarafından taklit edilerek imzalanıp doldurulmak sureti ile alışveriş karşılığında katılan şirkete gönderildiği, alınan ekspertiz raporları ile çeklerin sahte olarak düzenlendiğinin belirlendiği, sanığın çeklerin ortağı olduğunu belirttiği Hakan tarafından doldurulmuş olabileceğini belirtmiş ise de, sanığın bu kişiye ait kimlik ve adres bilgisi veremediği, böyle bir kişinin var olduğunun tespit edilemediği, böylece sanığın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, bolayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 Sayılı TCK’nın 158/1, f, son maddesi gereğince, haksız menfaat miktarının 49.300 TL, haksız menfaatin iki katının 98.600 TL olduğu dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip, sanığın 4930 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 43. maddesi gereğince 1/4 arttırım yapılarak sanığın 6162 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak 123.240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ve temel cezanın asgari hadden tayin edildiği belirtilmesine rağmen, netice olarak 125.000 TL adli para cezası tayin edilerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “5.000 gün”, “6.250 gün” ve “125.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “4.930 gün”, “6162 gün”, “123.240 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.