YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25672
KARAR NO : 2013/9150
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda sanığın katılana ait işyerine gelerek 6,00 TL bedelindeki bir adet penyeyi alıp 100,00 TL verdiği, paranın üstünü saydıktan sonra penyeyi 60 kuruş sandığını, satın almaktan vazgeçtiğini söyleyerek verdiği 100,00 TL’yi geri istediği,para üstü olarak aldığı 94,00 TL’nin 50,00 TL’sini el çabukluğu ile alıp 44,00 TL’yi şikayetçiye verdiği şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’da cezaların içtimasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunun 99.maddesinin “hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar” hükmünü içerdiği gözetilmeden, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan dönüştürülen adli para cezası ile doğrudan hükmedilen adli para cezasının toplanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılması gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sanığa verilen para cezaların toplanmasına ilişkin uygulamanın çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.