YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25711
KARAR NO : 2013/8885
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, katılan bankadan kredi kartı sahibi olan sanığın, değişik tarihlerde çalınmadığı halde kredi kartlarının çalındığı, yaptığı harcamaların kendisine ait olmadığını belirtip borçlarını ödemediği iddia edilen olayda, banka müşterisi olan sanığın hesap sahibi olarak kredi kartı verildiği, kredi kartlarının çalındığını bildirerek hesap ekstrelerine itiraz etmesi eyleminin bankaca değerlendirilmesi gereken bir konu olup bankanın çalıntı ihbarı üzerine kredi kartını derhal bloke ederek kullanıma kapatması gerektiği, çalıntı ihbarının banka kayıtlarına girdiği anda öncesine yönelik harcamaların kart sahibine ait iken ihbardan sonraki harcamaların ise bankanın sorumluluğunda olduğuna dair yargı kararlarının söz konusu olması, bu nedenle iddia konusu eylemin hukuki ilişki kapsamında olduğundan dolandırıcılık suçunun hile unsurunun oluşmadığı gözetilmeksizin sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.