YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25865
KARAR NO : 2013/9247
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça konu paraya bloke konulması nedeniyle sanığın elinde olmayan nedenlerle haksız menfaati elde edemeden yakalanması karşısında, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı görülmekle; suçun tamamlandığına dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeksizin yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; hükmü temyiz etmeyen sanık …’un suç tarihinde müştekinin… numaralı telefonundan müştekiyi arayarak kendisini Vali Yardımcısı Ahmet Yılmaz olarak tanıtıp, lösemi hastası olan … isimli bir şahsın çocuğunun hastanede yattığını söyleyerek yardım amaçlı para istediği ve müştekinin de sanığın beyanına itibar ederek, bildirilen İstanbul İkitelli Denizbank şubesinde bulunan ve diğer sanık … ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanık …’in 1106322-361 nolu hesabına 500 TL parayı yatırdığı ve müştekinin bilahare banka dekontunu adı geçen Vali yardımcısına gönderdiği ve fakat Vali yardımcısının müştekiden böyle bir para talebi olmadığını iletmesi üzerine, müştekinin dolandırıldığını anlayarak bankaya ve kolluğa durumu iletip, gönderilen paraya bloke konulduğu, bilahare parayı çekmek için gelen sanık …’in ve daha sonra diğer sanığın suç üstü yakalandıklarının iddia ve kabul edilmesine rağmen, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından; sanıkların tüm aşamalardaki ısrarlı ve birbiriyle uyumlu savunmalarına göre, sanık …’un suç tarihinden önce tanık …’dan alacağı olduğu ve suç tarihinde diğer sanık …’in yanında kaporta ustası olarak çalıştığı, telefonunda kontör olmaması nedeniyle sanık …’in telefonunu kullanarak tanık … ile görüşme yapıp, banka hesabı da bulunmadığından yine patronu olan sanık …’in hesap numarasını isteyip, adı geçen tanığa alacağı olan miktarı bu hesaba havale etmesini istediği ve fakat kovuşturma aşamasında tanık …’ın usulünce dinlenip, taraflarla yüzleştirilmediği gibi dosyada mevcut …Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü’nün 24.07.2007 tarih ve …sayılı …Cumhuriyet Başsavcılığına hitaplı evrakına göre, aynı suç tarihinde … isimli bir şahsa yönelikte aynı nitelikte bir eylem gerçekleştiği ve fakat mahkemece bu soruşturma evrakının akıbetinin araştırılmadığı, bundan başka sanıkların ve adı geçen tanığın ses kayıtlarının usulünce temin edilerek müştekiye suç tarihinde kendisini arayan şahsın sesini tespit etmesine dair bir işlem de yapılmadığı, yine suç tarihinde müştekinin… numaralı telefondan arandığı anlaşıldığından, bu numaranın görüşme kayıtları temin edilerek suça konu aramayı yapan numara sahibinin araştırılıp; tüm kanıtlar toplandıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de,
1-Sanığın sabıkasındaki mahkumiyet ilamının 5237 sayılı Kanun ile suç olmaktan çıkarılan 765 sayılı TCK’nın 308. maddesine ilişkin olması karşısında, bahse konu ilam ile ilgili uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp sonucuna göre, sanığın eyleminin başka bir suçu oluşturmadığının tespiti halinde, yüklenen dolandırıcılığa teşebbüs suçundan doğan herhangi bir maddi zararının bulunmadığı da gözetilerek sanık hakkında 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre “ hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.