Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26002 E. 2013/9582 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26002
KARAR NO : 2013/9582
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
09.06.2006 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 09.06.2007 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir hata olarak görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut Olayda, müşteki …’in 09.06.2006 günü küçük çocuklarını tedavi ettirmek için… Devlet Hastanesine gittiği, burada sanık … …ile tanıştığı, sanığın müştekiye “… Hastanesinde tanıdığım doktor var” diyerek müştekiyi … Hastanesine götürdüğü, kendi çocuğunu müşteki ile bırakıp, müştekinin hasta çocuğu ile birlikte bir süre servis bölümüne çıkıp döndükten sonra müştekiye hitaben “çocuk makineye girecek, tetkikler yapılacak odaya mücevheratınla girmen sakıncalı çıkart” dediği, müştekinin bileziklerini çıkarmayı reddettiği, ancak iki adet alyans yüzük çıkarıp içinde 20 TL para, nüfus cüzdanı, yeşilkart gibi eşyalarının bulunduğu çantayı sanığa bıraktığı, geri döndüğünde sanığın çantayı alarak kaçtığı olayda, sanığın “kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle” dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK’nun 158/1-b maddesi gereğince belirlenmiş olan 17 gün adli para cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu 14 gün adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, hesap hatası sonucu 15 gün adli para cezası ve 5237 sayılı TCK’nun 52/2 maddesi gereğince de mahkemenin kabulü doğrultusunda günlüğü 20 TL den olmak üzere 300 TL adli para cezası belirlenmek suretiyle sanığa fazla adli para cezası hükmedilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sanığın adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak yerine sırasıyla “5237 sayılı TCK.nın 158/1-b, 62, 52/2 maddeleri uygulanmak suretiyle sonuç adli para cezasının 14 gün adli para cezası karşılığı 280 TL’ye indirilmesi ve sanığın neticeten 280 TL adli para cezası ile cezalandırılması” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.