Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26152 E. 2013/9280 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26152
KARAR NO : 2013/9280
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların, Kayserili yaşlı birine yardımda bulunmak bahanesiyle şikayetçinin oturduğu mahalleye geldikleri, şikayetçiye İl Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğünden geldiklerini, Kayserili yaşlı bir kişiyi aradıklarını söyledikleri, şikayetçinin mahalleden araştırdığı ancak bulamadığı, kendisine de yardımda bulunabileceklerini söylemeleri üzerine şikayetçinin kabul ettiği, boş bir kağıda şikayetçinin bilgilerini yazdıkları, maaş bağlatmak ve yardımda bulunmak için telefonla görüşme yapmadıkları halde görüşüyormuş gibi yaparak birkaç yerle görüştükleri ve maaşın bağlandığını bildirerek kayıt parası olarak 19 TL para alıp kaçtıkları olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar, 1. ıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, TCK’nın “53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.